Sodyum (Na) (hücre dışı katyon) kan ozmolaritesinin ve basıncının devamlılığında önemli iken, potasyum (K) (hücreiçi katyon) kalp ve sinir ileti sisteminde önemli rolü var. Kalsiyum (Ca) ve fosfor (P) kemik ve kas metabolizmasında önemli yer alır. Magnezyum (Mg) kas metabolizmasında, özellikle solunum kaslarında önemlidir. Demir (Fe) ve bakır (Cu)  birçok hücre içi metobolik olayda yeralmakta iken, Fe; hemoglobin  yapımında kullanılmakta, Cu solunum enzim kompleksi olan sitokrom c kompleksinde yeralmaktadır. Günlük oral Fe ihtiyacı erkekler ve postmenapozal kadınlar için 10 mg, premenapozal kadınlar için 15 mg dır.
Çinko (Zn) ve selenyum (Se) antioksidan sistem içinde yeralmakta. Aşırı stresli durumlarda metabolik ihtiyaç artmaktadır. Zn, aynı zamanda seksüel fonksiyonlar ve cildin yenilenmesinde epitelizasyonu hızlandırmak için de gereklidir. Se, özellikle yoğun bakımda yatan hastalarda ve immun sistem fonksiyonları için gerekmekte olup, antioksidan bir elementtir.
 
Antioksidan vitaminler (A, C, E), kognitif (zihinsel) fonksiyonların idamesinde ve Alzheimer hastalığından korunmada etkin olduğu gösterilmiştir.
A vitamini epitelde skuamöz metaplazi (hücrelerin değişime uğraması) gelişiminin önlenmesinde, yara iyileşmesinde ve fotoreseptör pigmentin devamlılığının sağlamasında görev alır. Balık yağında, karaciğerde, yumurtada, tereyağında ve kremada bulunur. Eksikliğinde gece körlüğü, kuru göz sendromu, konjunktivada bitot lekeleri, kuru cilt ve folliküler hiperkeratoz gözlenir.
 
Vit B1 (Tiamin), karbonhidrat metabolizmasında görev almaktadır. Bunun yanında santral ve periferal sinir aksonlarında bulunur ve sinir iletimi faaliyetlerinde görev alır. Temel tiamin kaynakları bakliyat, maya, sığır eti, hububat ve fındıktır. Eksikliği sonucunda kalp büyümesi, taşikardi ve yüksek debili kalp yetmezliği, periferal ödem ve nöropati ile ortaya çıkan kuru beriberi, periferal reflekslerde azalma ve bilateral sensorimotor nöropati ile seyreden yaş beriberi gözlenir. Alkoliklerde kronik tiamin eksikliğine bağlı Wernike ensefalopatisi gözlenebilir.
 
Vit B2 (riboflavin) eksikliğinde korneal neovaskularizasyon, çeliyozis (ağız kenarında fissürler), glossit ve oral mukozada inflamasyon gözlenir.
Vit B3 (niasin), oksidasyon reduksiyon reaksiyonunda rol alan NAD, NAPDH koenzimidir. Eksikliğinde pellegranın klasik üçlü semptomu olan diare, dermatit ve demans (3D) gözlenir.
Vit B 6 (Pridoksin) eksikliğinde çeliyozis, stomatit, glossit, sideroblastik anemi, periferal nöropati, depresyon ve konfüzyon gözlenir.
Vit B6, B12 ve folat homosistein metabolizmasında yer almaktadır. Homosistein ise endotel disfonksiyonu üzerinden koroner arter hastalığı, inme ve kognitif bozulmayla ilişkilendirilmektedir. Vit B12 eksikliği yaşlılarda %10-15 görülmekte olup anemi, mood değişiklikleri, kognitif disfonksiyon, ataksi ve ekstremitelerde duysal problemler gibi birçok nörolojik ve hematolojik hastalıklarla ilişkilendirilmektedir.
 
Vit C non-hem demirin emiliminde, karnitin biyosentezinde, dopaminin norepinefrine dönüştürülmesinde, kollajen metabolizmasında ve ilaç  metabolizmasındaki enzim sistemlerinde görev almaktadır. Eksikliğinde peteşi, ekimoz, perifolliküler hemoraji, diş eti kanaması, perikardit, periton ve eklem içne kanama gözlenir.
 
Vit D kas fonksiyonları, kardiyovasküler sistem ve kemik sağlığı, immünite, kanser korunması ve metabolik sinyal yolları gibi birçok fizyolojik olayda görev almaktadır. Son zamanlarda yaşlılarda mental sağlık ve kognitif fonksiyonlarla da ilişkisi üzerine bilgiler artmaktadır. Ortak karar olarak, 25OH vitamin D seviyesi
–        25 nmol/L’nin altında yetmezlik,
–        50 nmol/L’nin altında ise eksiklik terimi kullanılmaktadır.
 
Erişkin bir hasta için günlük 800-1000 IU D vitamini yeterli olurken, yaşlılarda 1200-1500 IU hatta kırılgan yaşlılarda ihtiyacın günlük 2200 IU’ya kadar olabileceği belirtilmektedir.
 
Vit K faktor 2, 7, 9 ve 10, protein C ve protein S yapımında rol alır. Eksikliğinde ilgili faktör eksikliklerine bağlı kanamaya meyil yaratabilir. İleri yaşta kalça kırığı artışı ile ilişkili bulunmuştur.