Dünyanın canlı yaşamına imkan veren çağlarından itibaren ortaya birçok yaşam formu çıkmıştır. Önceleri ancak birkaç hücreli canlılar yaşamlarını sürdürürken, binlerce yıl içerisinde birçok bitki ve hayvan yaşam şansı bulmuş, kimileri yeryüzündeki gelişmelere ve değişimlere ayak uyduramayarak yok olmuşlardır.Arkeolojik kazı ve incelemeler, dinazorların ve dahi bir çok farklı yaşam formunun bu sürece ayak uyduramayarak yok olduklarını kanıtlamaktadır.

Dünya üzerinde yer alan canlı formlardan en güçlüsü, ortama ve değişimlere ayak uyduranı, üstelik sürekli güçlenerek bu süreci neredeyse yönetir hale gelen tek bir canlı türü var: İNSAN.

Konumuz sağlıklı yaşam olunca, bu büyük gücün keşfedilmiş ve keşfedilmemiş bazı özelliklerinden bahsetmek istedim.

Öncelikle insan vücudunun büyük bir mucize olduğunu bilmeliyiz. Bu mucizeyi kavrayabilmek için sizlere iki küçük örnekler vereceğim.

Doğum Mucizesi

Oldukça karmaşık bir mekanizmaya sahip olan hamilelik süreci, doğum ile sonuçlanır.Bebek dünyaya gelmek için nispeten dolambaçlı sayılabilecek doğum kanalından geçmek zorundadır. Bu kanalın çaplarına kendi kafa çaplarını uydurmak için bazı hareketler yapması ve ilerledikçe karşılaştığı dirençler ile başa çıkmak için pozisyon değişiklikleri yapması gerekmektedir. Tüm bunlara doğumun kardinal (esas) hareketleri denir. Ve kardinal hareketlerin tek uygulayıcısı bebektir. Doğum aşamalarında bebeğin başı rahim kanalına oturacak, doğum başladığında ise önce yana ve geriye doğru özel bir açıyla dönerek omuzları ve vücudun geri kalanına yer kazandırarak dışarı çekecek sonra da yüzünü annesinin arkasına bakacak şekilde tekrar döndürerek doğum travayını gerçekleştirecektir. Kafası doğum kanalından çıkan bebeğin omuzları 90 derecelik bir dönüşe ihtiyaç duyduğu için bu sefer bebeğin kafası, dışarıda bu dönüşü gerçekleştirerek son kardianal hereketini de yapacak ve omuzlarla birlikte tüm vücudun doğmuş olacaktır. Bu tarif sizlere belki basit bir işlemmiş gibi geliyor olabilir ancak başını demir parmaklıktan geçirip, geri çıkaramayan çocukları kurtarmak için genelde demirlerin kesilmek zorunda  kalındığını hatırlatmak isterim sizlere.

Kemiklerin Gücü

İnsan kemikleri, ağırlık kaldırmada taş kadar sağlamdır. Öyle ki kibrit kutusu büyüklüğünde bir kemik üzerinde 9 ton yük taşıyabilir. Bu da betonun taşıyabileceğinden 4 kat daha fazladır. Halbuki vücudu oluşturan tüm organlar sonuçta bir sperm ve yumurta hücresinden oluşmamış mıdır?

Peki ömrümüz boyunca vücudumuzda defalarca kanser oluştuğunu ve biz farkına bile varmadan bu kanserli dokuların yine vücudumuz tarafından yok edilip atıldığını biliyor muydunuz?

İşte mucize bu! Vücudumuzun kendisini onarma ve iyileştirme yeteneği. Peki böyle bir yeteneğe sahip ise, biz niye hasta oluyoruz?

Tıbbın tam olarak keşfedemediği ancak, genel olarak vücudun savunma mekanizması/bağışıklık sistemi olarak adlandırdığımız bir sistemin tüm bu senkronizasyonu sağladığını biliyoruz artık. Tam olarak keşfedilmemiş olsa da, bu sisteme yararı ve zararı olan birçok şeyi biliyoruz aslında. Bunların en başında ise Sağlıklı Beslenme geliyor.

Sağlıklı ve Doğru Beslenme ile, bu mucizevi sistemi güçlendirebilir, dolayısıyla kendimizi hastalıklara ve yaşlanmaya karşı dirençli duruma getirebiliriz.Yalnızca dikkat etmemiz gereken bir şey var;  her söylenene körü körüne inanmadan, ancak akıl süzgecimizden geçirdikten sonra inanmak. Çünkü bilgiye çok kolay ulaşabildiğimiz bu teknoloji, kirliliği de beraberinde getirdi. Özellikle konu sağlık olunca ne yazık ki bu hassas durumdan faydalanmak isteyen birçok çevre gelişiyor. Bu çevreler kimi zaman rant peşinde kimi zaman da medyatik olma pahasına bilinçli yada bilinçsiz eksik ve/veya hatalı açıklamalar ile halkın sağlığı ile oynayabiliyor.İlk önce yapmanız gereken şey; vücudunuzu dinlemek, bakın bakalım size ne söylüyor?